insan...

insanlar farklı farklı...herkesten sizin gibi olmasını bekleyemezsiniz, buna hakkınız yok. ama herkesten 'insan' olmasını bekleyebilirsiniz. buna sonuna kadar hakkınız var. insan zaman zaman yalan söyleyebilir, ama dürüst olması gerektiğini bilir. herkes yalanımıza inansa da, biz biliriz yalan olduğunu, inanmayız.

isteyerek veya istemeyerek kalp de kırarız, ama vicdan sınırına dokunursa yaptıklarımız canımız yanar, içimiz yanar. özür dileyemesek de öyle bir bakarız ki, anlar karşıdaki içimizdeki yangını...anlar ve size 'tamam, geçti artık' dercesine bakar o da...unutmaya hazırdır her şeyi...

zaman zaman kendimize ait bir dünyamız olsun isteriz, kimseye söylemediğimiz sırlarımız, gittiğimiz yerler, anılarımız olabilir. ama biliriz ki gerçek dünya o değildir, gerçek dünya birlikte yaşadığımız insanlarla, paylaştıklarımızla vardır. biliriz ki hayatta her şey aynı öneme sahip değildir. hayatımızda önce en çok öneme sahip olanlar yer alır. tıpkı kavanoz-taş-kum hikayesi gibi...

ama öylelerini gördüm ki, söylediği yalana kendi inanır, gerçekleri büyük bir ustalıkla görmezden gelir.kırdığı kalplerin hesabını tutmaz, bilmez sayısını yaptıklarının. kendine ait dünyasında yaşar ve o dünyaya kimse dokunmasın ister. önce büyük taşları çıkarır kavanozdan bir avuç kum uğruna. onların gerçekte ne hissettiğini, ne düşündüğünü bilemezsiniz. üç gün önce ne diyorlarsa üç gün sonra tam tersini söyleyebilirler; hangisi gerçek bilemezsiniz. sizin bilmediğiniz kaç kimliği vardır, güvenemezsiniz. her sözünün arkasına yemin etmesi gerekir inanmanız için. bu bir kişilik midir, rahatsızlık mıdır, çözümü var mıdır?

merak edersiniz; çözmeye değer mi?

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !